Asılacak Kadın Neden Yasaklandı? Yasakların da Dramı Olur, Komedisi de! Hadi dürüst olalım… Bazı kitaplar vardır, sadece raflarda durmaz; toplumun sinir uçlarına dokunur, çay sohbetlerinde bile adından söz ettirir. İşte “Asılacak Kadın” da tam olarak böyle bir eserdi. Ama sonra ne olduysa oldu, yasaklandı! Evet, yanlış duymadınız: Bir kitap, başlığında “kadın” geçiyor diye değil elbette, anlatmak istediklerinin gücü yüzünden yasaklar listesine girdi. Bugün bu yasaklama meselesine ciddi ciddi değil, hafif alaycı bir tebessümle bakalım. Çünkü yasaklanan bir kitabın da anlatacak çok komik bir hikâyesi vardır. Önce Bir Gerçek: “Asılacak Kadın” Ne Hakkında? “Asılacak Kadın”, Türk edebiyatının sivri dilli kalemlerinden Pınar…
8 YorumBağlantılı Fikir Dünyası Yazılar
6 Ay Çalışan İşçinin İzin Hakkı Var mı? “Bir Yıl Bariyeri” Adil mi, Yoksa Köhnemiş Bir Alışkanlık mı? Açık konuşalım: Altı ay aynı işyerinde ter döken birinin “yıllık izin”e hak kazanmaması, hem akla hem de iş sağlığına ters. “Önce bir yıl dolsun, sonra bakarız” yaklaşımı, çalışanı dinlenme hakkından mahrum bırakmanın cilalı bir yolu değil mi? Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu’nun soğuk metni böyle söylüyor olabilir ama biz hâlâ 2003’ün ezberini mi savunacağız, yoksa bugünün çalışma hayatına yakışan bir standardı mı? Kısa cevap: 6 ay çalışan işçi “yıllık ücretli izin”e hak kazanmaz; bu hak aynı işverende en az 1 yıl dolunca…
Yorum Bırak1 m2 Kaç Tavuk Sığar? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Bakış Tavukların yaşam alanı, sadece onların sağlığı ve refahı için değil, aynı zamanda çevre, ekonomi ve toplum için de kritik bir konu. “1 m2’ye kaç tavuk sığar?” sorusu, görünüşte basit bir hesaplama gibi görünebilir, ancak bu soru küresel ve yerel ölçekte çok daha derin bir tartışmayı başlatıyor. Farklı kültürler, toplumlar ve tarım pratikleri, bu soruya verdikleri yanıtlarda çok farklı yaklaşımlar sergileyebilir. Bu yazıda, tavukların barındığı alanı yalnızca fiziksel bir hesaplama olarak değil, kültürel ve ekonomik dinamiklerin şekillendirdiği bir mesele olarak ele alacağız. Küresel Perspektifte Tavuk Yetiştiriciliği Dünya genelinde tavukların barınma…
Yorum BırakToplumsal Yapının Sessiz Kodları: “Hirzi” Üzerine Sosyolojik Bir Yolculuk Toplumun iç seslerini dinlemeye çalışan bir araştırmacı olarak, kimi zaman bir kelimenin arkasında saklı koca bir kültürel sistem bulurum. “Hirzi” kelimesiyle ilk karşılaştığımda da tam olarak böyle bir an yaşadım. Günlük dilde az duyulan, fakat bazı yörelerde hâlâ anlamını koruyan bu kelime, yalnızca bireysel bir nitelendirmeyi değil; aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, cinsiyet rollerinin ve kültürel normların sessiz bir ifadesini barındırıyor. Hirzi Ne Demek? Kavramsal ve Kültürel Bir Okuma “Hirzi” kelimesi, köken olarak “kıskanç, sahiplenici, korumacı” anlamlarını taşır. Anadolu’nun bazı bölgelerinde bir kişinin “hirzili” olması, onun sevdiklerine veya değer verdiği şeylere karşı…
6 YorumHey, What’s Up? Bir İfade, Bir İlişki, Bir Psikoloji Psikolojik Bir Merak: Bu Soru Neden Bu Kadar Popüler? Bir psikolog olarak, insan davranışlarını çözümlemek her zaman ilgimi çekmiştir. Bugün, sıkça duyduğumuz ve bazen de düşünmeden söylediğimiz bir soruyu ele alacağım: “Hey, What’s up?” Neden bu kadar yaygın? Hangi psikolojik süreçler bu basit ifadeyi daha derin anlamlarla yüklüyor? Birçok insanın, yalnızca bir selamlaşma veya geçiştirilen bir soru olarak gördüğü bu ifade, aslında duygu durumunu ve sosyal ilişkilerimizi yansıtan bir araç olabilir. Bu yazı, “Hey, What’s up?” ifadesinin ardında yatan psikolojik boyutları keşfetmeye odaklanacak. İsterseniz gelin, bu basit soruya daha derinlemesine bakalım.…
Yorum BırakKelimelerin Gücüyle Mitin Kalbine Yolculuk: Herkül Hangi Tanrının Oğlu? Kelimeler bazen bir aynadır; insan, onları kullanırken kendini görür. Bir edebiyatçı için her sözcük, insanlığın derin bir yankısıdır. Mitoloji ise bu yankıların en kadim biçimidir — tanrılar, kahramanlar, tutkular ve trajedilerle örülü bir edebi evrendir. Herkül’ün hikayesi de bu evrenin merkezinde parlayan bir yıldızdır. “Herkül hangi tanrının oğlu?” sorusu, sadece bir mitolojik bilgi arayışı değil, aynı zamanda insanın içsel gücüyle tanrısallık arasındaki ince çizgiyi keşfetme isteğidir. Tanrısal Bir Baba, Ölümlü Bir Anne: Gücün ve Acının Kaynağı Antik metinlere göre Herkül — ya da Yunan mitolojisindeki özgün adıyla Herakles — Zeus’un oğlu,…
Yorum BırakSürekli hapşırmak bazen sadece alerji değildir; bazen bedenin, dikkate alınmayan bir rahatsızlığa attığı sessiz bir çığlıktır. Kendini her gün hapşırırken bulanlar bilir: Bu işin şakası yok. Kimi “bahar alerjisi” der, kimi “klima çarpması”, kimi ise “stresle alakalı olabilir” diye geçiştirir. Oysa sürekli hapşırmak, sadece burnun değil, bağışıklık sisteminin, çevresel koşulların ve hatta duygusal yüklerin bile bize bir şey anlatmaya çalıştığı çok katmanlı bir durumdur. Bugün bu konuyu farklı bakış açılarıyla —bilimsel, toplumsal ve duygusal yönleriyle— masaya yatırıyoruz. Çünkü bazen bir hapşırık, düşündüğümüzden fazlasını anlatır. Sürekli Hapşırmak Nedir, Neden Önemlidir? Tıbbi olarak sürekli hapşırma, rinit olarak bilinen burun mukozası iltihabının bir…
Yorum BırakKıt Kaynaklar ve Seçimlerin Ekonomik Gerçekliği Bir ekonomist için her analiz, kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin zorunluluğu gerçeğiyle başlar. İnsan davranışlarını yönlendiren temel unsur, kıt kaynaklarla sonsuz ihtiyaçlar arasındaki bu bitmeyen gerilimdir. Üniversite öğrencilerinin karşılaştığı “GEP Elective” seçimi de aslında bu ekonomik gerçekliğin mikro bir yansımasıdır. Tıpkı bir ekonomideki aktörlerin üretim, tüketim veya yatırım kararları gibi, öğrenciler de sınırlı zaman, bilgi ve fırsatlar arasında en uygun seçimi yapmaya çalışır. GEP Elective Nedir? GEP Elective, “General Education Program Elective” ifadesinin kısaltmasıdır. Üniversitelerde öğrencilerin ana dal dersleri dışında, farklı disiplinlerden seçebilecekleri dersleri ifade eder. Bu dersler genellikle öğrencinin entelektüel gelişimini destekler, farklı düşünme…
Yorum BırakKapıcı Maaşı Ne Kadar Oldu? Toplumsal Cinsiyet, Adalet ve Değer Meselesi Merhaba sevgili okuyucu, seninle birlikte yalnızca bir “ücret rakamı” değil, adalet, değer ve cinsiyet dinamikleri üzerine düşünmek istiyorum. Kapıcının maaşı, apartman yaşamının görünmez omurgasını oluşturan emeğin karşılığıdır. Ama “ne kadar oldu?” sorusunun ardında saklı olan çok daha büyük meseleler var. Gelin birlikte irdeleyelim. Güncel Durum: Kapıcı Maaşı Ne Kadar? (2025 Örneği) 2025’te konut kapıcılarının brüt asgari ücretle maaşlandıkları kabul ediliyor: 26.005,50 TL brüt, net olarak da 22.104,67 TL maaş beklentisi öne çıkıyor. ([MuhasebetR][1]) Kapıcıların gelir vergisi ve damga vergisinden muaf olması, maaş tutarının daha elverişli hale gelmesini sağlıyor. ([adaada][2])…
Yorum BırakYeni Dikilen Ağaçlara Hangi Gübre Verilir? Antropolojik Bir Bakış İnsanlığın doğayla ilişkisini anlamak, kültürleri anlamaktır. Bir antropolog olarak gözlemlediğim en derin gerçeklerden biri şudur: Toprak, yalnızca bir üretim alanı değil, kimliklerin, ritüellerin ve topluluk hafızasının kök saldığı bir mekândır. Bir ağacı dikmek, birçok kültürde sadece bir tarımsal faaliyet değil, aynı zamanda yaşam döngüsüne katılmanın sembolik bir ifadesidir. Yeni dikilen bir ağaca hangi gübrenin verileceği sorusu, teknik gibi görünse de, arkasında insanın doğayla kurduğu kadim ilişkinin izlerini taşır. Bu yazıda, bu soruya yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda antropolojik, sembolik ve toplumsal bir çerçeveden yaklaşacağız. — Toprağa Kök Salmak: Kültürel Bir Ritüel…
6 Yorum